Hayvansal ürünlerin tüketiminin artmasıyla ilişkilendirilen kanserler

03 Eylül 2010

Hayvansal ürünlerin tüketiminin artmasıyla ilişkilendirilen kanserler

Safra kesesi kanseri => Akciğer kanseri
Beyin kanseri => Lenfoma
Göğüs kanseri => Oralfaringeal kanser
Kolon kanseri => Yumurtalık kanseri
Endometrial kanser => Pankreas kanseri
Bağırsak kanseri => Prostat kanseri
Böbrek kanseri => Cilt kanseri
Lökemi => Mide kanseri

Bütün bunlara, et, balık ya da kümes hayvanlarının ızgara yapılması, kızartılması ya da barbekü yapılması sırasında orta­ya çıkan trans yağlara ve kansere neden olan bileşenlere maruz kalmak da eklenmektedir. Kanserin nedenlerinin karmaşık ve birçok faktöre bağlı olduğu çok açıktır.

Tahrişe karşı önlem alın

03 Eylül 2010

Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üze­re, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir.
1)Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makya­jın, en geç 10-12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur.
2)Mineral yağlar, parfüm ve al­kol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
3)Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetiklerdir.

Erken teşhisin astım için bir önemi var mı?

03 Eylül 2010

Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir. Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur.

Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır?
Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.

Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim?
Tedavi ile astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir. Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile birlikte yaşamakta; kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde bir süre sonra daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar. Nasıl ki yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.

Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?
Bu soruya herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir. Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş, basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır. Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir.

Astım Nasıl Tedavi Edilir?
Astım, hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir. Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık tedavi edilemez. Tedavi uzun sürelidir. Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı, düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca ulaşabilmelidir. Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir. Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir. Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini, ev ve işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını, önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır.

Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır?
Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece hastalık hakkında bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi, beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz. Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir olaydır.

Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir?
Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir? Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle kullanması gerekecektir? Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır? Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi? Tüm bu konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır. Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.

Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?
Her ne kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç bundan ibaret değildir. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır, doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.

Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim?
Bu sorunuza ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir. Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir. Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.

Kilo vermede ana kurallar

03 Eylül 2010

Kilo vermede ana kurallar

Enerji besinler vasıtası ile alınır ve bedensel faaliyetler ile de harcanır. Eğer aldığımız enerji miktarı harcadığımızdan fazla ise artık enerji vücutta yağ olarak depolanacaktır. Bu depolama işlemini durdurmanın yolu; ya alınan enerji miktarını harcanan miktara düşürmek (kalori kısıtlaması) ya da harcanan enerji miktarını alınan miktara yükseltmek (egzersiz) olacaktır.
Eğer alınan miktarı ihtiyaç duyulanın da altına düşürürsek vücutta depolanan yağları tekrar enerjiye çevirebiliriz. Burada asıl önemli olan;
Ne kadar azaltacağız?
Gerek bedensel gerekse ruhsal sağlığımızı bozmadan amacımıza nasıl ulaşacağız?

Bu soruların cevabı “yapacağınız diyetin size özel olması” olacaktır. Bunun için de yaş, cinsiyet, boy, kilo ve hareketlilik durumunuza uygun günlük kalori gereksiniminiz belirlenmelidir. Belirlenen kalori miktarı ile protein, karbonhidrat ve yağ dengesi de göz önünde bulundurularak diyet programı hazırlanması doğru olacaktır.

Kilo vermenin en etkili ve doğru yolu vücut yağ depolarının azaltılmasıdır. Bunun yolu da kişiye özel kalori kısıtlaması ve egzersiz programıdır.
Yarı aç kalarak, haftada 4-5 kilo verdiren genel diyetleri uygulayarak verilebilecek olan kilolar, vücut yağ depolarında herhangi bir azalma yapmayacaktır. Böyle bir uygulamada kaybedilen ağırlığın büyük bir kısmı kas kitlesi ve vücut suyu olacaktır. Bu sebeple böyle bir diyeti uygulamayı bıraktığınızda (ki bırakmak zorunda kalırsınız) verdiğiniz kiloların daha fazlasını aynı hızla alırsınız.

Diyet döneminde aşağıdakilerden uzak durmalısınız !
Kızartmalar
Kuruyemişler
Patates cipsi
Çikolata- şekerlemeler
Hazır meyve suları – meşrubatlar
Kremalar
Dondurma
Yağlı kekler
Hazır soslar
Çay kahve gibi içecekler şekersiz ve kremasız tüketilmelidir. Günde iki bardaktan daha fazla soda-limon içilmemelidir.

Egzersiz kanser riskini azaltmada çok güçlü bir yöntemdir

02 Eylül 2010

Egzersiz kanser riskini azaltmada çok güçlü bir yöntemdir

Norveç’teki Troms Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, düzenli olarak egzersiz yapan kadınların göğüs kanseri olma risklerini önemli ölçüde azalttıklarını bulmuşlardır. Bu araştırmayı yirmi-ellidört yaşları arasındaki 25,000 kadın üzerinde gerçek­leştirmişlerdir. Düzenli egzersiz yapan menopoz öncesi dö­nemdeki daha genç kadınların (kırk beş yaş altı), hareketsiz kadınlara göre risklerini yüzde 62 azalttıklarını bulmuşlardır. En yüksek risk azalması, haftada dört saatten fazla egzersiz yapan ince kadınlarda görülmüştür; bu kadınlarda görülen risk azalması yüzde 72′dir.

Kanseri önlemede diyet ve egzersizin rolü, mamogram ve diğer teşhis yöntemlerinden daha önemlidir. Mamogramların kanseri sadece teşhis ettiğini ama önlemediğini unutmayın; hastalığı kanserli hücrelerin çoğalmaya başlamasından ancak yıllar sonra göstermektedirler.’ O zamana kadar kanserlerin çoğu lokal bölgelerinden etrafa yayılmış olurlar ve ameliyatla tümörü almak tedavi edici olmaz. Göğüs kanseri mamogramla teşhis edilmiş kadınların çok az bir bölümü erken teşhis saye­sinde hayatta kalma oranlarının artırırlar.” Çoğunluk için ise, erken ya da geç teşhisin bir farkı yoktur. 50-65 yaşlarındaki kadınları mamogram çektirmemeleri konusunda teşvik ediyor değilim, sadece bunun tek başına yetersiz olduğunu söylüyo­rum. Göğüs kanserini önlemede hiçbir etkisi olmayan mamog-ramlar hakkında çok fazla reklam yapılırken, kadınlara baştan göğüs kanserinden nasıl korunacakları hakkında hiçbir bilgi verilmemektedir.
Yıllar boyunca kendimize verdiğimiz zararı onarmada ve yok etmede düzgün bir diyetin etkisini hafife almayın. Geç­mişteki hatalarınızdan dolayı riskinizi sıfıra indiremeyeceğiniz için cesaretiniz kırılmasın. Aynı şey sigara içenler için de söy­lenebilir. Bıraktıklarında akciğer kanseri olma riskleri sıfıra inmeyeceği için sigaradan hiçbir zaman vazgeçmemeliler mi? Aslına bakarsanız, sebze tüketimi yüksek olan ülkelerde deli gibi sigara içilse bile akciğer kanseri oranları oldukça düşük­tür (yaklaşık ellide bir). Çiğ sebze ve meyveler güçlü bir korunma sağlarlar; yapraklı yeşillikler en koruyucu olan­larıdır.”

Asıl belirtmek istediğim nokta, toplumumuzun hayatları­mızı en etkin şekilde koruyabilecek müdahalelerden kaçındı­ğıdır. Daha çok cevap arıyoruz, çünkü bulduklarımız hoşu­muza gitmiyor. Göğüs kanseri ve genel olarak bütün kanser çeşitlerine karşı savaşımızdaki en güçlü silahımız bu kitapta verilen bütün tavsiyelere uymak ve buna mümkün oldukça erken bir yaşta başlamaktır.

Üç farklı yüz germe egzersizi

02 Eylül 2010

Günde birkaç dakika yüz kaslarınızı çalıştırırsanız, birkaç hafta için­de kırışıkların ve deformasyonun azalmaya başladığını fark edeceksiniz.

KAŞ EGZERSİZİ
Düz oturup karşıya bakın. Kaşınızı kaldırabileceğiniz kadar yu­karıya kaldırın ve yanaklarınızı içeri çekip 5 saniye bekleyin. Bu ha­reketi bir dakika tekrarlayın.

ÇENE EGZERSIZI
Dik oturun, abartılı bir şekilde gülümseyin ve çenenizi 1 0 kez a-şağı indirip yukarı kaldırın.

GÖZ KAPAKLARI EGZERSİZİ
Orta parmaklarınızı göz kapaklarınızın kenarlarına yerleştirin. 10 kez gözlerinizi sıkıca kapayıp açın.